Bir kısa TAHRAN yolculuğu

tehrarn 2Sevgili günlük, bu satırları Tahran Raamtin Hotel ‘de kaleme alıyorum 🙂

Gezi yazısı değil okuyacaklarınız. Sadece gözüme çarpanlar diyelim.

Sıkça sorulan sorulara yanıt vererek başlayalım: “Ne işin vardı yahu İran’da? Hakkaten kabus bir hayat mı var orada?”

İş nedeni ile birkaç kez ziyaret etmekte olduğum Tahran, yarı kapalı bir cezaevi intibasi bırakmadı bende.

Elbette kısıtlı gözlem ile ahkam kesmek haddime değil ve de bir sürü trajik öykü var baskı rejimine dair.

Tahran’da beraber iş yapmakta olduğumuz Batılı bir arkadaş, Tahran yaşamını tarif ederken “Soft Edges” tabirini kullandı.

Yani, hayatı düzenleyen bir dizi dini katı kural var ve bunları ihlalin cezası oldukça sert. Ancak Türkiye’ye benzer biçimde kuralların hep zorlandığı, göz yumma yolu ile esnetildiği ve insanların bir şekilde işlerini yoluna koyduğu bir cemiyet hayatı olduğunu hissettim. Belli ki herkes kapalı kapılar ardında kendi imkan ve önceliklerine göre küçük dünya kurmuş.

Gözlerden kaçmayan bir diğer husus ise, beyaz yakalı işlerde, kadınların iyi tahsil ve çalışkanlık ile önemli mevkilerde kendilerine yer bulmuş olmaları. Ofiste dialog halinde olduğumuz kadınları çoğu yurtdışı yüksek ögrenimli, iyi İngilizce konuşabilen ve kafa yapısı olarak bizlere benzer yapıda.

Elbette kısıtlamalardan en çok kadınlar nasibini alıyor. Tokalaşmak ve erkekler ile aynı otobüs durağında bulunmak zinhar yasak. Ancak plaza ortamında aynı asansörde bulunmak caiz ve otobüste cam duvar ile ayrı bölmede seyahat etmeleri belli ki konfor sağlamış.

Ancak her ne şekilde olursa olsun, ayrımcılık ve ikinci sınıf insan muamelesi benim vicdanımı sızlattı 🙁

Peki o meşhur İran kültürü?

Kültürün tanımı ve kapsamı ne idi diye sorgulamak iyi olur tam da bu noktada. Yemekler, gündelik hayat ritüelleri, insan mimikleri, müzik, vakit geçirme refleksleri gibi bir sürü unsuru barındırıyor sanırım kültür olgusu.

Tahran’da çok belli ki köklü bir kültürel tarihçe şehrin her köşesine sinmiş. İran halkı asırlardır bu topraklarda kök salmış ve tezat rejimlerce yönetilmenin getirdiği izleri hem pozitif hem de negatif gözlemlemek mümkün. İlber Ortaylı boşuna bölgede bunca ülke arasında, sadece devlet olarak Türkiye ve İran’ı ayrıştırmamış demek ki.

Fotoğraf çektim imkan el verdiğince ancak halka açık paylaşım pek tavsiye edilmediği için merak edenlerin benimle birebir temas kurmasını rica etmek durumundayım.

Özet olarak İran nasıl bir ülkedir diye merak ediyorsanız CIA çalışmış, buyrun tıklayınız 🙂

Değil İran geneli, Tahran hakkında bile bir dizi blog yazısı çıkabilir. Şimdilik sözlerimi burada virgülleyip kapitalist sorumluluklarıma geri döneyim ben 🙂 Sorularınızı bekliyorum.

3 thoughts on “Bir kısa TAHRAN yolculuğu

  1. Merhaba Levent

    Benimde en çok merak ettiğim ve pers imparatorluğunun yaşadığı toprakları turist olarak gezmek istediğim yerlerin başında geliyor İran.
    Çektiğin fotoğrafları benimle paylaşabilirsen çok sevinirim.
    Bu yazının devamınıda merakla bekliyorum.

Leave a Reply to kaankerem Cancel reply